Sınıf Ortamında Zor Davranışlar

Sınıf Ortamında Zor Davranışlar

Ali arkadaşına vurdu. Sibel annesinden ayrılmak istemiyor. Mert yine Can'ın resmini karaladı. Derya bugün çekingen davranıyor, bir derdi mi var?...

Tüm bunlar size tanıdık geliyor mu? Hepinizin sorun olarak nitelendireceği davranışlar, farklı olabilir ama çok fazla ortak nokta da bulabiliriz.

Bunları bazı başlıklar altında toplarsak:

Saldırgan olarak tanımlanabilecek davranışlar: itmek, ısırmak, başkalarına oyuncak fırlatmak,vurmak

Düzen bozucu davranışlar: sebepsiz yere bağırmak, sınıfı haber vermeden terk etmek, sınıf içinde amaçsızca koşmak, öğretmeni dinlememek, arkadaşlarını söz ya da hareketlerle rahatsız etmek, grup zamanını bölmek

Çevreye zarar verici davranışlar:sınıf malzemelerini kötü kullanmak, oyuncakları kırmak, başkalarının faaliyetlerini bozmak, yırtmak, vs.

Sosyal davranışlar: faaliyetlere katılmada direnç göstermek, arkadaşlarıyla alay etmek, isimlertakmak, küfür etmek, söz dinlememek, sürekli bir köşede tek başına kalmak, oyuncaklarını paylaşmamak 

Duygusal ve bağımlı davranışlar:ağlama, aileden ayrılamama, parmak emme, altına kaçırma, mızmızlanma vs.

Bu bölümde olumsuz olarak nitelendirdiğimiz bu davranışların sebeplerini ve onlarla baş edebilme yöntemlerini ele alacağız.


Sınıf içinde genel düzeni bozan ve sorun olan davranışların çok farklı sebepleri olabilir. Ama bu davranışların üstesinden gelmek için öncelikle bu davranışların nedenlerini bilmeniz gerekir:

  • Mizaç/ Kişilik Özelliği:

Sınıfınızda bulunan bazı çocuklar, diğer çocuklara kıyasla daha gergin ve huysuz bir ruh hali içerisinde olabilir. Bu yönde beliren kişilik özellikleri, bu çocukların daha sık istenmeyen davranışlarda bulunmalarına neden olabilir. Sadece genetik olarak getirilen kişilik özellikleri yanında, içinde yaşanılan çevrenin de davranışlar üzerinde etkisi vardır.

Eğer çocukların gösterdiği olumsuz davranışların ne ölçüde kişilik özelliklerinden kaynaklandığını bilebilirseniz, bu özelliği kabul edilebilir bir şekilde davranışlarına yansıtmasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, yeni durum ve olaylara kolay uyum sağlayamayan, içine kapanık bir çocuğa gün içinde yapacağınız değişiklikleri önceden haber vermeniz, onun grup aktivitelerine katılımını arttıracaktır.

  • Stres:

Sosyo-ekonomik şartlar, aile içinde yaşanan ekonomik ya da duygusal sıkıntılar (örneğin, boşanma, taşınma, kardeş doğumu vs.) özel öğrenme güçlüğü, dikkat ve konsantrasyon problemleri, sağlık sorunları özellikle beyin ve sinir sisteminde oluşabilecek aksaklıklar, fiziksel engeller, gelişimsel rahatsızlıklar çocukların davranışlarına olumsuz yönde yansıyabilir. Bu nedenle yakın çevrelerinde yaşanan stresten ve değişikliklerden duygusal olarak etkilenen çocuklar sınıf ortamında istenmeyen davranışlarda bulunabilirler.

 

Sınıf İçinde Zor Olan Davranışların Nedenleri - Alerji, Hiperaktivite, Öğrenme Güçlüğü

video

 

  • Çocuk Yetiştirme Yöntemlerinin Etkisi:

Sınıf ortamında görülen birçok olumsuz davranışın kökeninde çocuk yetiştirme yöntemlerinin etkisi olduğu söylenebilir. Bütün çocuklar yakın çevrelerinden ilgi ve sevgi görmek isterler. Ancak evde çocuğun ebeveynleriyle olumlu bir sosyal iletişimi yok ise, ilgi çekmek için istenmeyen davranışlar sergileyebilir. Bu şekilde bir amaca hizmet eden bu davranışlar kalıcı hale gelmeye ve her ortamda gösterilmeye başlanabilir.

Çocukların ihtiyaç duyduğu ilgiyi ve dikkati başka şekilde de çekebileceğini göstererek bu davranışların azalmasına ve uzun vadede ortadan kalkmasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, çocuğun olumlu bir davranışını gördüğünüz zaman (arkadaşından kalemi çekmek yerine isteyerek aldığını gördüğünüzde) takdir ederseniz, çocuğun bu davranışı tekrarlama olasılığını arttırmış olursunuz. Çünkü bu davranış sayesinde sizin dikkatini çekmiş ve övgünüzü almıştır.

  • Çocukların Gelişim Seviyelerine Uygun Olmayan Beklentiler:

Eğer eğitimci olarak ilgilendiğimiz çocukların yaşlarına ve gelişim düzeylerine uygun olmayan beklentiler içine girersek, çocukların bazı davranışlarını olumsuz olarak yorumlayabiliriz. Örneğin, 3 yaşındaki bir çocuğu tek bir etkinlik üzerinde uzun süre devam etmesini beklemek gerçekçi değildir. Bu yaştaki bir çocuk çevresini tanımak, keşfetmek için farklı uyaranlara ihtiyaç duyar ve hareket halinde olmak ister. Bu nedenle eğitimci olarak çocukların gelişim özelliklerini bilmeniz ve ona göre beklentiler oluşturmanız çok önemlidir. Bazen sınıf ortamında sorun olarak tanımlanan bazı davranışların çocukların içinde bulunduğu gelişim dönemi özelliklerinden kaynaklandığı ortaya çıkabilir.

3-4 Yaş Gelişim Özellikleri için tıklayınız.

4-5 Yaş Gelişim Özellikleri için tıklayınız.

5-6 Yaş Gelişim Özellikleri için tıklayınız.

Ayrıca çocuktan kendi yaşına ve becerilerine uygun olmayan beklentiler içine girildiğinde olumsuz davranışlarda bulunabilir. Bu yapabileceğinden daha basit ya da daha zor beklentiler demektir. Bu nedenle, eğitimcinin beklentileri çocukların yetenek ve becerilerine uygun olmalı, uygulanan programda ve öğrenme ortamının düzenlenmesinde bu hususlar dikkate alınmalıdır.

  • Mekanın Etkisi:

Çocukların da herkes gibi belli bir alana ihtiyaçları vardır. Bu alanın içinde yeteri kadar malzemenin uygun şekilde yerleştirilmiş olması gerekir. Sınıf içerisinde, farklı gelişim alanlarını destekleyen ve çocukların gelişim düzeylerine uygun malzemeler bulunmalıdır. Çocuklara ayrılan mekanın darlığı ya da genişliği ve malzemelerin sayıları ve nitelikleri çocukların davranışlarını etkiler. Uygun şartlar sağlanamadığında, çocuklar daha hareketli, daha söz dinlemez olabilirler. Bu durumda, çocuğu değil ortamı değiştirmek önemlidir. Örneğin, köşelere ayrılmamış boş bir mekan, çocukları koşmaya teşvik edebilir veya oyuncakların çok yüksek raflara yerleştirilmesi çocukların istediklerini almak için eğitimciye bağımlı olmasına ve çocuk ile eğitimci arasında çatışmalar yaşanmasına neden olabilir.

  • Tutarsız Beklentiler:

Eğer çocuklar sınıf ortamında hangi davranışların uygun, hangilerinin uygun olmadığını bilmezlerse istenilen şekilde davranamazlar. Çocuklara kendilerinden ne beklenildiği açık ve net bir şekilde ifade edilmelidir.

 

İletişim - Serkan Kahyaoğlu anlatıyor.

video

 

Çocuklar kendilerini güvende hissetmek için bazı kurallara/ sınırlara ihtiyaç duyarlar. Ancak çizilen sınırlar içerisinde onlara seçenekler sunmak kendilerine olan güvenlerini arttırır. Kuralları belirlerken, çocukların güvenliğini sağlayan, yaralanmalarını ve başkalarını yaralamalarını önleyici, anlaşılır ve mantıklı kurallar koymak gereklidir. Çocuklar kuralları unutabilir ya da değiştirmek için çeşitli denemelerde bulunabililer. Bu nedenle kurallar aynı yöntemle (anlaşılır, açıklamalı, sonucunu gösterecek şekilde) çocuklara sıkça tekrarlanmalıdır.

 

Sınıf İçin Zor Olan Davranışların Nedenleri - Kural Koyarken

video

 

Örneğin: Sınıfınızda masanın ya da dolapların üstüne çıkıp atlamamak gibi bir kuralınız varsa; ilk önce bu kuralı çocuklara açıklayın. "Çocuklar sınıfımızda bulunan masa ve dolaplara bakar mısınız? Masa ve dolap, diğer eşayalarımıza göre alçak mı, yüksek mi? Peki bu eşyalarımızın üstüne çıkmak ve oralardan atlamak doğru bir davaranış mı? Peki neden doğru değil? Çıkarsak ve atlarsak ne olabilir? O zaman ne yapmamalıyız? Hep birlikte bu kuralın resmini yapalım ve duvara asalım mı?" gibi sorular ile kuralın açıklamasını yapar ve çocukların bu kuralı düşünmesini sağlarsanız, bu kuralı içselleştirmelerine yani kendiliğinden uygulamasına yardımcı olursunuz. Bir başka örnek el yıkamaya giderken sıra olmak ve sıranın başına sorumlu çocuğun geçeceğini bilmek olabilir. Bu çocuklar arasında çatışmayı önleyebilir.

 

Tuvalet ve Temizlik Zamanı

video

 

Çocuklara her yerin ayrı kuralları olabileceğini hatırlatın. Bazen aile ve okul ortamında farklı uygulamalar olabilir. Örneğin, çocuğun evde kardeşine vurması kabul edilebilir, ama sınıfta arkadaşına vurması kabul edilemez. Bu tür farklılıklarda, evde bu davranışın kabul edilebileceğini ama okulda kabul edilemez olduğunu çocuğa açıklayarak iki ortam arasındaki farkı anlamasına yardımcı olabilirsiniz.

  • Eğitimcinin Tutum ve Davranışlarının Etkisi:

Tutarsızlık: Çocuklar davranışlarını yetişkinlerin tepkilerine göre düzenlerler. Bu nedenle eğitimcilerin çocukların davranışları karşısında verdiği tepkilerin tutarlı olması oldukça önemlidir. Örneğin, her zaman "hayır" denilen ve kabul edilmeyen bir davranışa çocuğun ısrarından kurtulmak için"evet" denildiğinde çocuk neyin kabul edilebilir neyin edilemez olduğu konusunda bir karışıklık yaşayabilir. Bir sonraki sefer de muhtemelen aynı davranışı tekrarlar. Bu nedenle öğretmen olarak, çocuklardan gelen talepleri, her zaman verdiğiniz tepkilerle cevaplamak önemlidir.

Tutumlar: Eğitimcinin sınıf içinde çocuklara karşı sergilediği tutumların önemi büyüktür. Eğer eğitimci sınıf içinde baskıcı bir tutum sergiliyor, sınıf içinde tüm kararları çocukların fikrini almadan eğitimci veriyorsa çocukların kendine güvenleri olumsuz yönde etkilenebilir. Çocukları korkutarak ve üzerinde güç kullanarak terbiye etmeye çalışmak çocukların ilerki hayatlarında tamiri mümkün olmayan yaralar açabilir. Bu şekilde terbiye edilen çocuklar kendilerini önemsiz hissedebilir, fikirlerinin değersiz olduğunu düşünebilir. Baskıcı tutum dışında eğitimci sınıf içinde tavizkar bir tutum da sergiliyor olabilir. Yani kuralların olmadığı ya da kuralların olup da tutarlı olarak uygulanmadığı, sınırların net bir şekilde çizilmediği sınıf ortamları örnek olarak düşünülebilir. Sınıf içinde her şeye izin verilmesi, kuralların net oluşurulmaması, çocukların sınırlarnı öğrenememesine neden olur ki bu durum çocukların sosyal ve akademik başarılarını olumsuz yönde etkiler. Çocukların gelişimini olumlu yönde etkileyen bir tutum olarak bilinen destekleyici tutum sınıf içinde çocukların ihtiyaç duyduğu güven ve huzur ortamının oluşmasında etkilidir. Destekleyici tutum eğitimcinin çocuklar karşısında güç kullanmadığı ya da taviz vermeden çocuklarla sağlıklı iletişim kurmasına destek veren bir yaklaşımdır. Böyle bir ortamda çocuklar kendini rahatça ifade ettikleri için mutludur, dinlendikleri için kendilerini değerli hissederler, keşfetmek ve yeni şeyler denemek için istek duyarlar. Çocukların sınıf ortamında kendilerini mutlu ve güvende hissetmeleri öğrenmelerini desteklediğinden oldukça önemlidir.

Tüm bu sayılan nedenler dışında da bir çocuk sınıf içinde düzeni bozan davranışlarda bulunabilir. Bu nedenle eğitimcinin iyi bir gözlemci olması, çocuğun olumsuz bir davranış göstermeden önce ve sonrasında neler yaşandığını gözlemlemelidir. Eğer eğitimci sorun olan davranışa yol açan nedenleri ve durumları tespit edebilirse davranışla başa çıkması o denli kolay olacaktır.

Eğitimci olumsuz davranışı azaltma ve sonlandırmada aile ve rehberlik servisiyle işbirliğinde hareket etmeli, gerekirse farklı uzmanlık alanlarında olan kişilerden (psikolog,psikiyatrist, nörolog, vb.) yardım almalıdır.


Çocukların davranışları üzerinde uyguladığınız yöntem ve tutumların etkisi büyüktür. Bunlardan bazıları onların olumlu davranışlar geliştirmelerine destek olurken, olumsuz davranışları engellemede de önemli rol oynar. Peki bu yöntemler nelerdir?

  • Davranışın Nedenini Anlamaya Çalışmak:

Kötü ve yaramaz çocuk yoktur. Zaman zaman özellikle şartların zorlu olduğu durumlarda (sınıf mekanın küçük olması, çocuk sayısının fazla olması vb.), bu şekilde düşünebilmek zor olabilir. Ancak bir çocuk istenmeyen bir davranışta bulunduğunda, bu davranışı neden yaptığını anlamaya çalışmak onunla ilgili ön yargıları ve genelleme yapmanızı engelleyecektir. Amacı dikkat çekmek mi, mesaj vermek mi, bir şeye ulaşmak mı, sağlık sorunu mu var, evden bir sorunla ya da aç mı geldi gibi olası nedenleri düşünerek bir tespit yapmak gereklidir.

Bu durumların tespitinde aile ve okul arasında işbirliğinin sağlanması önemlidir. Olası nedenler bulunduktan sonra, çocuğun olumsuz davranışı karşısında ne yapılacağına, hangi yollardan engellenebileceğine karar verilmesi ve ailenin de bu sürece dahil edilmesi gereklidir.

  • Teşvik ve Takdir:

İstenen davranışın tekrarlanmasını sağlayan en etkili yöntemlerden biridir. Yetişkinler çocukların yaptığı olumlu davranışlardan çok, olumsuz davranışları görme ve engelleme eğilimindedir. Ya da olumlu davranışı görseler bile olumsuz davranış kadar dikkatlerini çekmeyebilir. Ancak çocuğun yaptığı olumlu davranış fark edilir ve anında takdir edilirse, çocukta bu davranışı tekrar yapma isteği oluşur.

Teşvik ve takdiri tek başına değil, çoğunlukla başka bir yöntemle birlikte (ortamı değiştirmek, gözardı etmek) kullanmak etkilidir.

Örnek: Eğitimci büyük grup zamanında hazırladığı bir konuyu anlatırken Defne sürekli sandalyesiyle oynuyor. Defne sandalyesiyle oynayarak hem arkadaşlarının dikkatini dağıtıyor, hem de eğitimcinin anlattıklarını dinlemiyor. Eğitimci Defne'nin hareket ihtiyacı olabileceğini düşünerek, küçük bir yer değişikliği yapıyor. Bu değişiklik bir süre için Defne'yi durduruyor. Başka bir faaliyette Defne'nin sandalyesinde düzgün bir şekilde oturduğunu gören eğitimci sessiz bir şekilde eğilerek, Defne'nin kulağına "aferin çok düzgün oturuyorsun" diyerek gülümser ve omzuna dokunur. Böylece eğitimci Defne'nin ihtiyacı olan ilgiyi ona olumlu birş ekilde hissettirmiş ve takdir ile hangi davranışın doğru olduğunu belirtmiş ve teşvik etmiştir.

Takdir sadece sözel olmak durumunda değildir. Bir gülüş, dokunuş, göz kontağı, sarılmada sözsüz takdir olarak kullanılabilir.

  • Görmezden Gelme/ İlgilenmeme:

Sınıf içerisinde fiziksel bir zarara sebep olmayacak olumsuz davranışların bazı zamanlarda gözardı edilmesi uygun olabilir. Çocuk sürekli eğitimcinin dikkatini dağıtacak ve arkadaşlarını rahatsız edecek bir davranış yapıyorsa ve bunu sadece dikkat çekmek için yapıyorsa, görmezden gelmek, ilgilenmemek çocuğu davranışı yapmaktan vazgeçirebilir. Tabii ki olumsuz davranış yapıldığında tamamen görmezlikten gelmek kolay değildir, ama gereklidir. Kaşların çatılması, gözlerin açılması, dudakların hareketi çocuklar tarafından hemen algılanır. Bunların yapılması çocuğun davranışını arttırmasına sebep olur çünkü dikkat çektiğini fark eder. Böylece yöntemin etkisi azalmış olur.

Bu yöntemin etkili olması için, görmezlikten gelinen davranışın yerini olumlu bir davranışa bıraktığında takdir etmek gerekir.

Örneğin: Çocuk sanat faaliyetinde kullandığı boya kalemlerini devamlı başka bir yere koyuyor ve eğitimci bu davranışı gözardı ediyor. Aynı çocuk bir sefer kalemleri yerine koyuyorsa eğitimci çocuğu anında takdir etmelidir. Bu durumda eğitimci çocuğa "ben o yanlış davranışını göz ardı ettim ancak senden beklediğim doğru davranış budur" mesajını vermiş olur.

Görmezden gelme, çocuk başkalarının canını acıttığı veya kendi canını acıttığı durumlarda, güvenliği tehdit eden durumlarda kullanılmamalıdır. 

  • Önceden Önlem Almak:

Olumsuz davranış başlamadan önce, olabilecekleri tahmin etmek ve önlemek de etkili yöntemlerden biridir. Bunun için çocukları çok iyi tanımak ve gözlem yapmak gerekir. Aynı zamanda, söz konusu istenmeyen davranışı, çocuğun genellikle hangi zamanlarda ve durumlarda yaptığını bilmek de gereklidir. Örneğin; çocuğun etkinlikte başarılı olmadığı zamanlarda, yanındaki arkadaşını rahatsız etmeye başladığını biliyorsanız, daha olumsuz davranış ortaya çıkmadan çocuğun yanına gidip ona yardımcı olmayı deneyebilirsiniz.

  • Dikkatini Başka Yöne Çekme:

Özellikle küçük çocuklarda etkili olan bir yöntemdir. Kalıcı bir davranış değişikliğine yol açmamakla birlikte istenmeyen davranışı geçici süreliğine engellemek amacıyla kullanılabilir. Örneğin; çember zamanında konuşulan konuya çocukların ilgisinin azaldığını gördüğünüz anda araya hareketli bir şarkı katarak ya da çocukları hareket ettirterek, dikkatlerini toplamalarına yardımcı olabilirsiniz. Bu sayede etkinliğe devam edebilir ve çocuklar arasında oluşabilecek olumsuz davranışları önleyebilirsiniz.

  • Karşılıklı Konuşma:

Genelde çocuklar 5-6 yaşlarında eğitimcileri ile problemlerini çözmeye istekli olurlar. Eğitimci olumsuz davranışı gördükten sonra, bu davranışı yapan çocuğa konuşma teklifi götürebilir. Bu teklifi yaparken, önce çocuğun yaptığı olumsuz davranışı tanımlar. Daha sonra bu olumsuz davranış karşısında kendi duygu ve düşüncesini belirtir ve konuşmak istediğini söyler. Örneğin; Ayşe'cim bahçe zamanında halka oyunu oynadığımız zaman, halkadan çıkıp sürekli uzaklaşıyorsun. Ben bahçe zamanında halka oyunu oynadığımız zamanlar senin bunu yapmandan rahatsız oluyorum. Çünkü oyunumuz bozuluyor ve herkesin dikkati dağılıyor. Bunu neden yaptığını merak ediyorum. İstersen seninle bu konuyu konuşalım, ne dersin?" gibi.

Konuşmak için sessiz bir yer bulmak gereklidir. Konuşarak çocuğun sebeplerini anlamaya çalışmalı ve bu olumsuz davranışını değiştirmesi için farklı çözüm yolları bulmasına yardımcı olunmalıdır. Ayrıca çocuğu daha iyi anladıkça, çocuğun duygularını daha kabul edilebilir yollardan ifade etmesine destek olmak için sınıf içinde ve dışında gerekli düzenlemeler yapılabilir.

  • Yaratıcı Problem Çözme

Çocuklar arasında bir sorun çıktığında, bir süre beklemeniz ve çocukların bu sorunu çözebilmeleri için onlara zaman tanımanız önemlidir. Ancak fiziksel bir çatışma sırasında eğitimci hiç beklemeden devreye girmeli ve çocukları durdurmalıdır. Biraz zaman tanıdıktan sonra, sorun yaşayan iki çocuğu yanına alıp, onların boy seviyelerine inip, problemi tanımlamaları istenebilir. Her iki çocuk da problemi tanımladıktan sonra, eğitimci ne yapabileceklerini sormalıdır. Çözüm yollarını üretmeleri için eğitimci çocuklara zaman tanımalıdır. Sonra önerilen çözümleri birlikte değerlendirerek, uygun olan bir çözümde karar kılmalarına yardımcı olmalıdır.

Sosyal çatışmalarda en etkili yollardan biri, çocuklara yaratıcı problem çözme konusunda destek olmaktır. Burada ne yapmaları gerektiğini söylemeden; çocukların karşılıklı anlaşarak, biri diğerinin üzerinde güç kullanmadan kendi çözümlerini kendilerinin bulmalarına fırsat verilmesidir. Burada eğitimcinin rolü çocukların farklı bakış açılarını anlamasına yardımcı olmaya çalışmaktır. Kişinin kendi isteği ve seçimiyle bulduğu çözüm yollarına uyması çok daha kolaydır.


Can 2 yaşını yeni bitirdi. Kendisi sosyal ve neşeli bir çocuk. Bununla birlikte belirli durumlarda arkadaşlarını ısırmakta- örneğin, istediği bir oyuncağı ona vermeyen arkadaşının yanağını, parkta yeterince hızlı tırmanmayan önündeki arkadaşının bacağını... Isırılan çocuklar ağlamaya başlayıp, Can’ı eğitimcilerine şikayet eder, eğitimci ise Can’a başkalarının duygularını anlamayı öğrensin diye ‘Bak arkadaşının canını acıttın. Onlar seni ısırırsa ne hissedersin?’ diye sorar. Can hemen özür diliyor ama pişmanlığı hiç de uzun sürmeyip oyuna devam eder.

Davranış:

Can’ın davranışını tanımlarsak- diğer çocukları sık sık ısırıyor. Çocuklar genelde kendi duygularını kontrol edemez ve saklayamazlar. Ayrıca küçük çocuklar ben merkezcidirler ve başkalarının duygu ve düşüncelerinin de olduğunu unutabilirler. ‘Isırma’ genellik çocuğun dürtü ve duygu kontrolü eksikliğinden kaynaklanır. Bu yüzden istekleri olsun diye diğerlerinin canlarını kolayca acıtabilirler. Saldırgan davranış kategorisine giren ısırma davranışı, 2 yaş civarı küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir. (3- 6 yaş arasında ise ‘ısırma’, çocukların uygun olan ve saldırgan olmayan iletişim tarzlarını öğrenmemiş olmamalarından kaynaklanabilir.) Bu davranışlara hiç bir durumda izin verilmemesi gerekir. Aksi takdirde hızlıca alışkanlığa dönüşebilir.

Davranışı Gözlemek

Müdahale stratejisi belirlemeden önce, çocuğu birkaç gün gözlemek ve davranışı iyice anlamaya çalışmak önemlidir. Size rehber olması açısından bu soruların cevaplarını bulmaya çalışabilirsiniz:

  • Çocuk genelde ne zamanlar ısırıyor (bazı etkinlik ve rutinlerde, uyku zamanlarında, içeride/ dışarıda oynarken, etkinlikten etkinliğe geçerken, serbest oyun zamanında...)?
  • Bu davranışı tetikleyen ne olabilir (çocuktan bir şey alınması, çocuğun yorgun olması, çocuğun beklemesi gerektiğinde, başkalarına çok yakın durduğunda, karşısındaki çocuk ona ‘hayır’ dediğinde, yemek zamanının yaklaşması...)?
  • Isırılan genelde kimdir (herhangi birisi, aynı yaşta, aynı boyda çocuklar, ondan daha küçük çocuklar, onu yakalayan, tutan birisi)?
  • Çocuk ısırınca ne oluyor ( biri gördü mü diye etrafına bakıyor, özür diliyor ve ısırdığı kişiyi iyi hissettirmeye çalışıyor, hiç bir şey olmamış gibi yürümeye devam ediyor, diğer çocuk ağlarsa üzülüyor...)?
  • Gözlemlenecek diğer faktörler- kendini ısırıyor mu, bloklar ya da plastik çubuklar gibi nesneleri ısırıyor mu?

Yukarıdaki soruları sorarak çocuğun davranışlarını ve bu davranışların olduğu zamanları gözlemleyin. Durumları dikkatlice izlerseniz, gözlemlerseniz, sebebini anlayacaksınızdır. Gözlemlerinizde edindiğiniz bilgilerle davranışların zamanı, nedeni ve biçimini anlayabiliriz. Bulduğunuz ipuçlarıyla çocuğa nasıl bir müdahale gerektiğine açıklık getirebiliriz.

Neler Yapılabilir?

* Buradaki öneriler 2 yaş gruplarına uygundur.

    • Sınıfın düzeni eğitimcinin her yeri görebileceği şekilde düzenlenmelidir. Bu kendisinin bir davranış oluşmadan engel olmasını, başka bir yere yönlendirmesini sağlar. Eğer çocuğun hangi durumlarda ısırdığını bilirseniz önleyici davranışlarda bulunabilirsiniz. Isırmaya kalkıştığında onun başka bir yere götürün. Eğer sizinle mücadele ederse, sakinleşmesini bekleyin. Eğer size izin verirse dikkatini başka bir şeye çekin. Ders vermeye kalkışmayın. Eğer ısırma ihtiyacı var ise, ısırması için başka bir şey verin.
    • Küçük çocuklar duyularının uyarılmasına ihtiyaç duyarlar. Sınıfta ilgilendikleri ve meşgul olacakları etkinlikler ve oyunlar olmalıdır. Sınıfta bolca okunabilecek, duyabilecek, görebilecek ve hatta koklanabilecek ve tadabilecek uyaranın olması gerekir.

Bakınız: Sosyal-Duygusal Gelişim - Vazo Yapıyorum

    • Sınıftaki eşyalar ve objeler çocuğun yaşına uygun ve ulaşılması kolay olmalıdır. Küçük yaş gruplarına uygun materyaller yok ise, hayal kırıklığına uğrayabilir. Bunu ise ısırarak belli edebilirler.
    • Küçük yaşlarda oyuncakları arkadaşlarla paylaşmak zor bir durumdur. Eğer sınıfta bir oyuncaktan birkaç tane varsa bu karmaşaları ve kavgaların önüne geçebilir.
    • Önemli olan ısırma yerine kullanabilecekleri daha etkili sosyal davranışları sunmaktır. Olumlu davranışları öğrendikçe, işe yaradığını gördükçe diğeri unutulur. Mesela ‘Ben çok kızgınım, o oyuncakla ben oynuyordum’ diyebilecek bir çocuk ısırmaz. Gerekli kelimeleri öğrettikçe fiziksel çatışmanın azaldığını görürüz. Olumlu ve gelişmekte olan davranışlar gördüğünüz zaman çocukları takdir edin. Onlara gelişimlerindeki değeri ve kaydettikleri yol için ne kadar çok çabaladıklarını fark ettiğinizi belirtin.
    • Ayrıca kazara bir kere olan ısırma davranışı büyük bir olay haline getirilmemelidir. Isırmanın kabul edilemeyeceğini sınıfınızda konu olarak işleyin fakat çocuğu sınıflandıracak ve aşağılayacak sözlerden kaçının. Bu sözler çocuğu hem daha çok sinirlendirir, hem de çok üzer.
    • Isırma davranışına müdahale ettiğiniz dönemde yine çocuk arada ısırabilir. Yine bunun kabul edilemez olduğunu bilmesini sağlayın:

Isıran çocuğa ‘Hayır. Birisi ısırdığında acıtır. Bak..... canı acıdığı için ağıyor.’ Diyebilirsiniz. Isırılan çocuğu yanınıza alın ve gerekli müdahaleyi yapın. Isıran çocuk da sizinle gelsin. Isırılan çocuğu rahatlatma sürecine ısıran çocuk da dahil olsun. Ne yaptığınız ona açıklayın ve ısıran çocuk da size yardımda bulunsun. Bu empati ve olumlu sosyal davranışlara örnek teşkil eder.

  • Asla çocukların birbirlerini ısırmaları kabul edilmemeli. Fakat çocukların neden ısırdıkları konusunda hassas ve anlayışlı olunmalıdır. Müdahale sürecinde ise en önemli olan problemi çözerken çocuklara karşı yapıcı ve sabırlı olunmalıdır.

Kaynak:

Essa, E. 1997 A Practical Guide To Solving Preschool Behavior Problems, Delmar Publishers, New York.


Aylin 4 yaşında. Okulda kendinden emin ve konuşkan bir çocuktur. Yakın zamanda Aylin’in kelime dağarcığına küfürler eklenmiş ve gittikçe bu kategori daha da zenginleşmişti. Aylin üzüldüğünde duygularını ifade etmek için bu kelimeleri kullanmaya başlamıştı. Sonra günlük konuşmalarına da bu kelimeler eklendi. Eğitimci durmadan ‘Aylin böyle kelimeleri kullanma.’ diye uyarıyordu. Fakat bu onun davranışlarında bir değişiklik yaratmadı. Aylin hala küfrediyor ve diğer çocuklarda bu kelimeleri kullanmaya başlıyorlardı. Eğitimci yakında velilerden okula şikayetler geleceğini biliyordu.

Davranış

Aylin’in davranışını tanımlarsak- düzenli ve sık sık istenmeyen sözcükler (bir dil) kullanıyor.

Çocuklar etraflarındaki konuşmaları dinleyerek öğrenirler ve öğrendiklerini taklit ederler. Duydukları her şey gibi, küfürleri de hatırlayıp söylerler. Çoğu zaman okul öncesi yaştaki çocuklar küfür etseler bile anlamları hakkında fikir sahibi değillerdir. Fakat bir süre sonra bu kelimelerin bir şekilde özel olduklarını kavrarlar.

Çocuk ilk küfür ettiğinde ailelerden ilk gelen reaksiyon gülmektir. Aileler küçük çocuktan çıkan bu söze şaşırırlar ve hep beraber gülerler. Hatta amcalar duysun diye birkaç kez söyletip olayı büyütürler. Sonra nereden öğrendiği sorgulanmaya başlanır. Bir süre sonra çocuğun küfretmesi yanlış olduğu için susturulmaya çalışılır. Fakat çocuk bu kelimenin ailenin üzerindeki gücünü ve bu kelimeyi söylemekle ne kadar ilgi çektiğini anlamıştır.

Çocuğun küfretmesinde sorulması gereken birkaç soru vardır.

Davranışı Gözlemek

Müdahale stratejisi belirlemeden önce, çocuğu birkaç gün gözlemek ve iyice anlamaya çalışmak önemlidir. Size rehber olması açısından bu soruların cevaplarını bulmaya çalışabilirsiniz:

  • Çocuk genelde ne zaman küfrediyor (tahmin edilemez, çember zamanı, serbest zamanlarda, erken veya geç saatlerde)?
  • Küfretmeyi tetikleyen nedir (çocuk sinirliyse, eğitimci onun istediğini yapmazsa, çocuk bir etkinlikte başarısız olursa, bir oyunda liderlik rolündeyse veya gülüp eğlenirken)?
  • Çocuk genelde kime küfrediyor (herkese, belli bir çocuğa, iyi bir arkadaşına, yetişkinlere, bir veya daha fazla çocuğa)?
  • Çocuk küfredince ne oluyor (diğer çocuklar veya yetişkinler gülüyorlar, şaşırıyorlar, çocuk bir yetişkin duydu mu diye etrafa bakıyor veya diğer çocuk ona böyle bir kelime söylememesini söylüyor)?

Bu soruları göz önüne alıp çocuğu gözlemlersek çocuğun hangi ortamlarda ve neden küfrettiğini anlayabiliriz.

 

Neler Yapılabilir?

  • Çocuk sadece belki bazı durumlarda sıkıldığı (etkinliğin onun seviyesine, zevkine uygun olmadığı için...) için küfredebilir. Gözlemleriniz burada önemli olacaktır. Çocuk istenmeyen kelimeleri dikkatleri dağıtmak ve o aktiviteyi sonlandırmak için yapıyor olabilir. Çocuklara yaşlarına uygun, aktif katılabilecekleri etkinliklerle meşgul etmek onun daha doğru davranmasını sağlayacaktır.

Bakınız: Bilmece Bulmaca

  • Bazen çocuklar 4 yaşlarında, ‘tuvalet dilinde’ ürettikleri kelimeleri kullandıkları bir dönemden geçebilirler. Bunlar ailelerde duyulan küfürlerden farklıdır. Bu aynı hecelerin tekrarlamasıdır (kaka, pipi, popo vb.). Çocuklar bu kelimelere olan ilginin azalmasıyla, bu dönemden bir süre sonra çıkarlar. Eğer bu ‘tuvalet dili’ kullanımı kontrolden çıkarsa çocukla doğrudan bir konuşma yapılabilir. Bu kelimelerin kısıtlanması için bir anlaşma yapılır. Mesela, bu tarz konuşmaların sadece tuvalette kullanılabileceğinin ve dışarıya uygun olmadığının anlaşmasına varılabilir.
  • Çocuklar sinirlendiklerinde kendi dertlerini anlatmakta zorlanabilirler. Onlara gerekli duygu isimlerini öğretmek faydalıdır. Küfretmek yerine üzüldüklerini ya da kızdıklarını anlatabilecekleri kelimelerin egzersizini yapın ve günlük hayatta kendi duygularınızda bahsederek örnekleyin.

Bakınız: Duyguları Tanıyorum

  • Eğer çocuk sınıfta lider pozisyonundaysa, diğerleri onu örnek alıyor olabilir. Dolaysıyla doğru davranmaları için ondan yardım isteyebilirsiniz. Çocukla konuşup, kendisinin uygunsuz kelimeler kullanıldığında mutsuz olduğunuzu ve diğerlerinin de bunları kullandıklarını söyleyin. Küçük yardımcınızla konuşarak küfretmek yerine alternatif nasıl kelimeler kullanılır kararlar verebilirsiniz. Doğru davranmanın öncülüğünü ona verebilirsiniz. Sonra beraber sınıfa birlikte bu alternatifleri paylaşabilirsiniz. Kendisine bu konudaki yardımı için teşekkür etmeyi unutmayın.

Bakınız: Ne Zaman Kullanırız

Bakınız: Zıttını Söyle

Küfretmek okul öncesi yaştaki bir çocuk için uygun bir davranış değildir. Genelde ev hayatında ağızdan kaçan, televizyonlarda veya etraftaki konuşmalardan durumlardan duyulabilir. Çocuk ise ilgi çektiği için söylemeye ve bunu oyun haline getirmekten kendini alıkoyamaz.

  • Çocuğun küfretmediği bir zaman onunla konuşun, bu konuyu önemsediğiniz ve bundan sonra neler yapmayı planladığınızı onunla da paylaşın. Onunla birlikte çalışmak istediğinizi söyleyin. Bu dostça bir konuşma olmalı. Konuşmada neden bu kelimelerin kullanılmamasını istediğinizi anlatmış olun.
  • Yapılan yanlış davranışı göz ardı etmek çok önemlidir. Hemen yanlış davranışa tepkide bulunmak yapılan genel bir hatadır. Eğer hemen kızılırsa ve gereksiz cezalar verilirse çocuk ilginin üzerinde olmasından memnun bir şekilde değişmeyecektir. Hatta davranışı arttırabilir. Bu küfretmek için de geçerli.
  • Çocuk küfrettiği zaman diğer çocuklar ilgi göstermez ise hiç bir şey yapmayın. Sanki hiç bir şey olamamış gibi arkanızı da dönebilirsiniz. Eğer bazı çocuklar onu taklit eder, gülerse, hakkında konuşurlarsa bu çocukların (küfreden çocuk hariç) dikkatlerini mümkün olduğunca hızlı dağıtın. Nasıl dağıtabilirsiniz daha önce bunu düşünün- örneğin o çocukları yanınıza yeni bir oyun için çağırmak, yardımlarını istemek vb. Küfretme konusunu gündeme getirmeyin, çocuklar açarlarsa ‘ evet biliyorum’ deyin ve geçin.
  • Gözlemlerinizden çocuğun ne zaman küfrettiğini anlamış olabilirsiniz. Bu durumları önlemeye çalışın. Örneğin kızdığında ediyorsa, kızacağını anladığınız durumlara müdahale edin.
  • Yetişkinin otoritesini kullanarak çocuğu korkutmak yerine doğru davranışı gerçekten öğretmeye çalışmalıdır. Önemli olan çocuğun doğru davranışları öğreniyor olmasıdır. O yüzden ilgiyi kontrollü bir şekilde doğru zamanda verin. Çocuk güzel davranışlarda ve güzel sözlerde bulununca onu takdir edin ve her olumlu yönlerini fark edin ki güçlensin.

‘Gelişen çocuklar öfkenin sıcaklığında hayatta kalırken ilgisizliğin soğukluğunda acı çekerler.’ - Dr. Richard Gladstor

Kaynak:

Essa, E. 1997 A Practical Guide To Solving Preschool Behavior Problems, Delmar Publishers, New York.